
MHP Grup Başkanvekili ve NATO Parlamenter Asamblesi Üyesi Oktay Vural, bugün Libya, Suriye ve Irak’a demokrasi ve insan hakları adı altında yapılan müdahalenin, aslında bu bölgenin içinde çok çeşitli çatışma risklerini arttıracak hususlar olduğunu söyledi.
Vural, Türkiye’nin NATO üyeliğinin 60. yılı dolayısıyla İstanbul Aydın Üniversitesi tarafından düzenlenen ”NATO’nun Gelecekteki Rolü ve Türkiye İçin Anlamı” Sempozyumunda yaptığı konuşmada, bugün Azerbaycan’da yaşanan Hocalı Katliamının da yıl dönümünü olduğunu anımsattı.
NATO’nun geleceğinin neden Türkiye için önemli olduğunun sorulması gerektiğini dile getiren Vural, Türkiye’nin uluslararası güç dengeleri içinde kendi menfaatlerini nasıl koruyacağını ve geleceğini sağlamaya çalıştığını ifade etti.
Uluslararası ilişkilere bakıldığında halkın güçlünün tarafında olduğunu kaydeden Vural ”Aslında hepimiz güvenli bir Türkiye ve dünyada yaşamak istiyoruz. Bu güveni temin etmek için ülkelerin bir arada olması çok önemli ve gerekli” dedi.
Türkiye’nin NATO’ya, NATO’nun da Türkiye’ye önemli katkılarının olduğunun altı çizen Vural, ortak güvenliği temin etme noktasında güvenli bir dünyada yaşama isteğinin gerçekten son derece önemli olduğunu anlattı.
Bu güvenli dünyayı güvensiz hale dönüştürenlerin kimler olduğunu sorulması gerektiğini belirten Vural, ”Bu güvenli dünyayı acımasızca kendi menfaatleri doğrultusunda yönlendirmek isteyenler kim? Bu süreçte NATO, güçler dengesinin oluşturduğu dünyanın bir kurumuydu. Güçler dengesi vardı. Bu güçler dengesini batı, doğu, kapitalist, komünist, demokratik, otoriter, nasıl adlandırırsanız adlandırın, ama güçlerin kutuplaştığı dönemde bu kutupların içinde yer alan ülkeler kendilerini diğer kutbun müdahalesinden korumak zorunda kalıyorlardı. Ama şimdi artık çift kutuplu dünya dengesi yok. Bugün sormamız gereken şey, güçler dengesinin ortadan kaybolduğu ortamda dengeyi hangi değerler üzerinde nasıl oluşturacağız” diye konuştu.
Vural, Türkiye’nin NATO’da önemli bir gücünün ve etkinliğinin olduğunun altını çizerek, bu gücün sadece askeri değil politik olduğunu, bu nedenle Türkiye’nin bu yeni gelişen dünyada algılanan yeni tehditlere göre yeni değerlendirmeler yapmak durumunda olduğunu anlattı.
-Düşünceler de dönüştürülüyor
Soğuk savaş ve 11 Eylül sonrasındaki gelişmelerin küresel terör kavramını gündeme getirdiğini belirten Vural, şöyle devam etti:
”11 Eylül 2001′den önce bizi tehdit eden terör yok muydu, vardı. 11 Eylül sonrasında Amerika’nın hazırladığı ulusal güvenlik stratejisi aslında onlarca yıl sürecek savaş ifadesinden sonra, bu savaşta ideolojinin de çok önemli olduğu kanaatine vardı. İdeolojik hedef olarak da ‘politik İslam’ denilen kavram ideolojik bir tehdit olarak hane içine alındı. 11 Eylül’den sonra yapılan tüm çatışmalar ve değerlendirmeler hep tehdidin ve riskin İslam ülkeleri üzerinde yoğunlaşmasıyla başladı. Kimse kendini kandırmasın. Bugün Arap Baharı dediğimiz hususlar, İslam coğrafyasının ari bir bölgesinde oluşmuyor. Dolayısıyla böyle dönüştürme ve tehdit algısı demokrasi ve insan hakları kavramının bu bölgelere müdahale aracı olarak belirlendi ve bu müdahale aracı olarak da buralarda dönüştürülmeye başlandı. Sadece ülkeler dönüştürülmeye başlanmadı, aynı zamanda düşünceler de dönüştürülmeye başlandı.”
Ortadoğu’da yaşayan gelişmelere de değinen Oktay Vural, şunları kaydetti:
”Libya ve Suriye’de yaşananları dikkate aldığımızda çok sağlıklı değerlendirmelerin yapıldığını düşünmüyorum. Büyük Ortadoğu’da önümüzdeki 15 yıl içerisinde Arap Baharı ekseninde gelişen olayların hepsi aslında önümüzdeki dönemin çatışma risk alanlarıdır. Bugün Libya, Suriye ve Irak’a demokrasi ve insan hakları adı altında yapılan müdahale, aslında bu bölgenin içinde çok çeşitli çatışma risklerini arttıracak hususlardır. Böyle bir çatışma riski hangi etkiyi oluşturacaktır. Burada özellikle Amerika’nın bölgesel düzenleyici rolü Ortadoğu’da artacak. Ama şöyle bir sorunla karşı karşıya. Anti-amerikancılık giderek artmaktadır. O zaman Amerika bu dengeleyici rolünü kimin vasıtasıyla yerine getirecektir. Bugün Amerika’nın aradığı husus budur.”
Sempozyuma, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.
AA

BU HABERLER DİKKATİNİZİ ÇEKEBİLİR!